MHP ile ittifakın mezara kadar sürmesi için dua ediyorum

Okuduğunuz haber
TAYFUN ÜNAL YAZDI.'KİN; KUSTURMAZ, SUSTURUR'

AK PARTİ ALTINDAĞ SEÇİM KOORDİNASON MERKEZİ AÇILDI

Anasayfa   /    Güncel    /    Tayfun ÜNAL yazdı.'Kin; KUSturmaz, SUSturur'

Tayfun ÜNAL yazdı.'Kin; KUSturmaz, SUSturur'

Yurttan Sesler Hazır mısınız? Yazıyorum.

GÜNCEL      04 Subat 2019 - 00:55     0

Tayfun ÜNAL yazdı.'Kin; KUSturmaz, SUSturur'

 

Deyim yanlış kullanılıyor diye düşünüyorum. Diyelim ki bu bilgimde hatam var, düzeltiverin, lütfedersiniz. 

SUSmak ve KÜSmek söyleyiş ve eylem olarak birbirine pek benziyor. KÜSmeyi ruhsal bir hastalık olarak değerlendirir psikologlar. Elbette bu tartışılabilir. SUSmak ise ulema tavsiyesidir. SUSan birini KÜStü şeklinde algılayıp yanlış yargıda bulunma gafletiyle incitebiliriz. Dîni terminolojiye pek vâkıf olmamam sebebiyle bu hususta iddialı kabul edilebilecek cümleler kurmaktan imtina ediyorum. 


Babam bir öğretmendi ve eğitimi sebebiyle hiç tereddütsüz ilmine müracaat eder, saygı duyarım. Anam ise ümmidir ancak cahil değildir. Onun da irfanına güvenir ve saygı duyarım. Babam ilim sahibi ama cahil bir adamdır demek istemiyorum. İlmen ve irfanen kesinlikle saygıyı hakeden, eli öpülesi bir insandır. Sadece cehalet ile ilim sahibi olma farklılığı belirginleşsin diye kendi ailemi örnek verdim. İlmen ün yapmış cahiller, irfanen gönüller fethetmiş ümmiler tanımadık mı hiç? Çok! 


Gelelim cahilin silahına. Ola ki bir makam ve vazife tevdi edilsin, vay halimize. Yanlış mı düşünüyorum acaba? Kırar, döker, dağıtır. Peki kim toparlar? İrfan sahibi, gönül ehli şahsiyetler. 
Madem böyle bir realite var, uygulayalım. İlmiyle çağ atlatabilecek kadar dolu ve makamca kudretlileri, irfanı ile yönlendirecek olanlara teslim edelim. Ne şiş yansın ne kebap. Aksi halde kıran ve kırılan taraflar birbirlerine beyhude yere kinlenir. Kimse kazanmaz. SUSmanın dozunu belirleyen şey kindir. Kin SUSturur. Bir kısır döngünün önüne geçelim. 


Makine yağsız işlemez!
Hadi bir de kıssa anlatayım, bu da tuzu biberi olsun metnin;
Kudretli Hünkârımız Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri, bir gün Şeyh Vefa’yı ziyaret etmek ister ve düşerler yola, gelirler kapıya. Mahiyetindeki vazifelilerden biri kapıda bekleyen talebeye “Hünkârımız geldi, Şeyh Vefa efendiyi ziyaret edecek, tiz bildir içeri” der. Talebe içeri girer, bir müddet sonra geri gelir ve “Şeyhimiz müsait değilmiş, başka zaman gelsinler dedi” der!...Kudretli Hünkâr Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri ve himayesindeki herkes hayretler içinde kalır. Mırıltılar, homurtular başlar. Kudretli Hünkâr Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri, haberi getiren talebeye, Şeyh Vefa’ya selam ve hürmetlerini iletmesini söyler. Hayretle yüzüne bakan paşasına da der ki; “Gördün mü paşa, aşılmaz ve yıkılmaz sanılan taş duvarları, surları geçtik amma bir tahta kapıya gücümüz yetmedi, giremedik içeri!” Bazı tarihçilere göre Koca Fatih o kapıdan üç kere geri dönü.


Demem o ki; İlmi kifayet eder ve makam İŞGAL eder konuma gelirse biri, bir zaman sonra oradan tekrar iner. Oysa gönüllere girmiş olanı gönülden çıkaramazsınız. İstifade etmeniz, istifade ettirmeniz her iki muhattap için de faydalı olacaktır.

İlim meclisine girdim, kıldım talep.
İlim taa geride kaldı! İlle edep ille edep!
(Yunus Emre)

Tayfun Toprak ÜNAL

YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ

FOTO GALERİ