Bugun...



CHP'nin 39. olağan kurultayı: Özel'in A takımında kimler olacak?

CHP, “Şimdi iktidar zamanı” sloganıyla gerçekleştireceği üç günlük '39. Olağan Kurultayı' başladı. Üç gün sürecek kurultayın ilk gününde, 17 yıl sonra yenilenen parti programı delegelerin onayına sunulacak. Kurultay CHP lideri Özel'in konuşmasıyla başladı. Özel'in yaptığı konuşmada 'iktidar' vurgusu öne çıktı.

facebook-paylas
Tarih: 28-11-2025 11:24

CHP'nin 39. olağan kurultayı: Özel'in A takımında kimler olacak?

 
 
CHP’nin 39. Olağan Kurultayı bugün Ankara Arena’da “Şimdi İktidar Zamanı” sloganıyla toplandı. Üç gün sürecek kurultayda hem tüzükte hem de partinin üst yönetim şemasında köklü bir yeniden yapılanma hedefleniyor.
 
Parti kulislerinde, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nden 80 kişilik Parti Meclisi’ne, tamamen idari MYK’dan bölgelere göre örgütlenmiş yeni saha modeline uzanan geniş kapsamlı bir “iktidara hazırlık paketi” konuşuluyor.
 
CHP, 28–30 Kasım tarihlerinde Ankara Arena Spor Salonu’nda yapılacak 39. Olağan Kurultay’da bugün program ve tüzük değişikliklerini, yarın genel başkanlık seçimini, pazar günü ise Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeliklerini oylayacak. 1300’ü aşkın delegenin oy kullanacağı kurultayda, genel başkanlık yarışında Özgür Özel’in karşısına bir rakip çıkması beklenmiyor. Parti yönetimi bu toplantıyı, “genel seçime gidecek kadroların ve kurumsal mimarinin belirleneceği, iktidar hazırlığı kurultayı” olarak tanımlıyor.
 
CUMHURBAŞKANLIĞI ADAY OFİSİ: GÖLGE KABİNE TÜZÜKLE RESMİLEŞİYOR
Kurultayın en kritik başlıklarından birini, tüzüğe eklenecek “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” düzenlemesi oluşturacak. Tüzükte bu ofisin, geçici bir maddeyle “CHP’nin ilk kez iktidara geldiği tarihe kadar” yürürlükte olacağı, partinin parlamenter sisteme dönüş hedefi nedeniyle kalıcı bir parti–cumhurbaşkanlığı modelinin tasarlanmadığı özellikle belirtilecek. Bu değişiklikle, şimdiye kadar MYK içinde fiilen sürdürülen gölge kabine uygulaması, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çatısı altında kurumsal hale getirilecek.
 
Ofisin görev alanı; yeni parti programına uygun bir hükümet programı hazırlamak, bakanlıkların politika alanlarını izlemek ve seçim döneminde cumhurbaşkanı adayının siyasi karargâhını oluşturmak olarak tarif edilecek.
 
Kulis bilgilerine göre gölge bakanlar yalnızca PM’den değil, Meclis grubundan ve partide resmî görevi bulunmayan, ancak kendi alanında uzman isimler arasından da belirlenebilecek. Özgür Özel’in “kimseye çift görev yok” yaklaşımı çerçevesinde, milletvekili olan gölge kabine üyelerinin Parti Meclisi’ne alınmaması yönünde güçlü bir eğilim var. Yeni modelde gölge kabine üyeleri artık “genel başkan yardımcısı” unvanını taşımayacak; doğrudan Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde çalışacak. Böylece MYK’nın tamamen idari işleyişten sorumlu bir organa dönüşmesi amaçlanıyor.
 
Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olduğu ve cezaevinde bulunduğu senaryoda, Aday Ofisi ile gölge kabineye, İmamoğlu serbest kalana ya da yeni bir aday belirlenene kadar Genel Başkan Özgür Özel başkanlık edecek.
 
PM 60’TAN 80’E: GENÇLER, KADINLAR VE VEKİL YOĞUNLUĞU
Mevcut tüzükte 60 üyeden oluşan Parti Meclisi’nin, kurultayda yapılacak değişiklikle 80 kişiye çıkarılması kuvvetli ihtimal olarak öne çıkıyor.
Parti koridorlarında bu genişlemenin üç temel gerekçesi öne çıkıyor. Birincisi, bu PM’nin olası genel seçimlere kadar görev yapacak olması ve “iktidara yürüyen partinin vitrini” olarak görülmesi.
 
İkincisi, “parti iktidara yaklaşırken herkesin bu yapının parçası olmak istemesi” değerlendirmesiyle, listenin dar tutulmasının siyaseten zorlaşması. Üçüncüsü ise, siyasi yargı baskısının yoğunlaştığı bir dönemde, PM’de yer alan milletvekili sayısının artırılması ve böylece tutuklama, yargılama süreçlerine karşı Meclis dokunulmazlığının daha geniş bir çerçevede korunması gerekliliği. Gençlik kotasında yüzde 25’lik oranın korunması planlanırken, 18-25 ve 25-40 yaş ayrımı konusunda esneklik gündemde. 18-25 bandının yukarı doğru genişletilmesi ya da 18-40 yaş aralığı için tek blok bir gençlik kotası uygulanması seçenekleri masada. Kadın temsili açısından da hem PM’de hem MYK’da mevcut oranların gerilememesi, mümkünse yükseltilmesi hedefleniyor.
 
 
MYK TAMAMEN İDARİ OLUYOR: 6 KİŞİDEN 13–15 KİŞİLİK 'A TAKIMI'NA
Özgür Özel’in 2023’te ilan ettiği yeni yapı, gölge kabine ve idari görevleri 24 üyeli tek bir MYK’da toplamayı öngörüyordu. Kurultay sonrasında bu modelin ikiye ayrılması planlanıyor: Gölge kabine, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin parçası sayılacak; MYK ise “idari MYK” kimliğini kazanarak örgütlenme, mali işler, yerel yönetimler, seçim hukuku ve parti programının sahada uygulanması gibi alanlardan sorumlu olacak.
Tüzükte yer alan 6 kişilik idari MYK’ya eklenmesi öngörülen yeni isimlerle birlikte sayının 13–15 aralığına çıkarılması, bu ekibin de “A takımı” olarak haftalık düzenli çalışma temposunu sürdürmesi bekleniyor.
 
Örgüt yapısı: Ensar Aytekin merkezde, yedi bölgeye yedi yardımcı
Örgütlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin’in kurultay sonrasında da görevini sürdüreceği ifade ediliyor. Hem 27. ve 28. dönem Balıkesir milletvekilliği hem de yurtiçi ve yurtdışı örgütlenme deneyimiyle, Özel’in “saha odaklı” çizgisinde kilit isimlerden biri olarak görülüyor.
 
Kulis bilgilerine göre, örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcılığı aynen korunacak; Aytekin’in yanına yedi coğrafi bölgenin her biri için birer PM üyesi yardımcı atanacak. Böylece hem mevcut örgüt yapısından duyulan memnuniyetin devam ettirilmesi hem de bölgesel sorunların doğrudan MYK’ya aktarıldığı, daha sıkı örülmüş bir saha ağı kurulması amaçlanıyor.
 
Bu şema, özellikle yerel seçimlerde kazanılan belediyelerin elde tutulması ve olası tutuklama ya da engelleme süreçlerinde yerel yönetimlerle genel merkez arasındaki koordinasyonun kopmaması açısından “güvence” olarak değerlendiriliyor.
 
SEÇİM VE HUKUK HATTI: GÜL ÇİFTÇİ’NİN DEVAM ETMESİ BEKLENİYOR
Seçim ve Hukuk İşlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, 31 Mart yerel seçim sürecindeki rolü, hazırlanan ön seçim yönergesi ve kurultay takvimindeki çalışmalarıyla öne çıkmıştı.
Parti kulislerinde, Çiftçi’nin MYK’daki görevini koruyacağı yönünde güçlü bir kanaat var. Kurultay sonrası dönemde PM seçim sisteminin, olası erken genel seçimlere yönelik ön seçim süreçlerinin ve tutuklu belediye başkanları ile parti yöneticilerinin yargı dosyalarının aynı ekip tarafından yürütülmesinin “istikrar” açısından tercih edildiği belirtiliyor.
 
GÖLGE KABİNEDEN MYK’YA: SUAT ÖZÇAĞDAŞ FORMÜLÜ
ölge kabinede Milli Eğitim alanından sorumlu olan Suat Özçağdaş, İstanbul milletvekili ve PM üyesi kimlikleriyle eğitim politikalarında öne çıkan isimlerden biri olmuştu. Yeni modelde, ilke olarak gölge kabine üyelerinin MYK’da yer almaması planlansa da, Özçağdaş için ayrı bir senaryo tartışılıyor. Bu formüle göre Özçağdaş, “Milli Eğitim’den sorumlu gölge bakan” rolünü bu kez idari MYK içinde, eğitim politikalarından sorumlu genel başkan yardımcısı olarak sürdürebilir. Bu seçeneğin hayata geçmesi durumunda, Aday Ofisi-MYK ayrımı korunurken, eğitim başlığının MYK içindeki ağırlığı da artırılmış olacak.
 
PM’DE YENİ İSİMLER
Kurultay öncesi PM listelerinde, özellikle son iki yılda CHP’ye katılan isimlerin daha görünür hale gelmesi bekleniyor. Kulislerde, Demokrat Parti’den CHP’ye geçen Salih Uzun, DEVA kökenli milletvekilleri Evrim Rızvanoğlu ve Seda Kaya Ösen, Tekirdağ milletvekili Cem Avşar, Gelecek Partisi’nden gelen Serkan Özcan ve İYİ Parti’den ayrılıp CHP’ye katılan Bahadır Erdem gibi isimlerin PM’de ya da Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesindeki gölge kabinede değerlendirilebileceği konuşuluyor. Bu tablo, parti içinde “baba ocağına dönüş” ve “merkez sağa açılma” stratejisinin kurultay kadrolarına da yansıması olarak yorumlanıyor.
 
TECRÜBE DENGESİ: ENGİN ALTAY, VELİ AĞBABA, ENGİN ÖZKOÇ FORMÜLÜ
Yeni dönemde “genç dinamizm ile siyasi deneyimin birleşmesi” ihtiyacına dikkat çeken parti içi değerlendirmelerde, eski grup başkanvekilleri Engin Altay ve Engin Özkoç ile Veli Ağbaba gibi tecrübeli isimlerin de Parti Meclisi’nde yer alması bekleniyor. Yargı baskısı, yerel yönetimlere dönük operasyonlar ve İmamoğlu dosyası gibi başlıklarda, Meclis deneyimi güçlü isimlerin dışarıda bırakılmaması gerektiği vurgulanıyor.
 
Kılıçdaroğlu hattına ince ayar: Bildiriye imza atmayan isim formülü
Kulislerde konuşulan bir diğer başlık, Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığı bilinen, ancak son dönemde yayımlanan ve tutuklu belediye başkanlarının üyeliklerinin askıya alınmasını talep eden bildiriyi imzalamayan milletvekillerinden bir ismin PM listesine girmesi ihtimali.
Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde, Özgür Özel’in Kılıçdaroğlu dönemiyle tüm bağları kesmeden, buna karşın son bildirinin çizgisinden mesafeli durduğuna dair dolaylı bir mesaj vermek istediği yorumları yapılıyor.
 
DİLEK İMAMOĞLU İDDİALARINA NET RET
Parti kaynakları, Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun parti yönetiminde görev alacağı yönündeki iddiaları açık bir dille reddediyor. Ne Özgür Özel’in ne de İmamoğlu ailesinin böyle bir talebi ya da beklentisi bulunduğu, bu yöndeki haberlerin tartışma yaratma amacı taşıdığı ifade ediliyor.
 
Kurultay öncesi İmamoğlu'ndan net mesaj: Az kaldı Kurultay öncesi İmamoğlu'ndan net mesaj: Az kaldı
 
10. 49 | AYŞE ÜNLÜCE DİVAN BAŞKANI OLDU
CHP lideri Özel, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce'yi Divan Başkanlığına önerdi. Ünlüce oy çokluğuyla Divan Başkanlığı'na seçildi. Ünlüce, "
 
Divan Başkanı seçilen Ünlüce, "Hepimiz biliyoruz ki bu kurultay milletin kaderini yine milletin belirleyeceği bir başlangıcın ilk adımı olacaktır. En son olağanüstü kurultayımızda delegelerimizin ve genel başkanımızın gösterdiği irade halkın umudunu büyüttü. Şimdi iktidar zamanı diyoruz. İşte irade burada, işte CHP burada, işte halkı iktidara taşıyacak kadrolar burada! Bizler savaş meydanlarında kurulan kuruluşun ve kurtuluşun temsilcileriyiz. İstikametimiz ilk genel başkanımız Mustafa Kemal Atatürk yoludur. Gençlerin umudu, kadınların kararlılığı, emekçilerin alın teri, emeklilerin sessiz çığlığı, ülkesine inanan milyonların hak, hukuk ve adalet arayışı için bir aradayız" açıklamasında bulundu.
 
12.00 | GÖLGE BAKANLAR PARTİ PROGRAMINI ANLATTI
CHP’nin üç gün sürecek 39. Olağan Kurultayı öncesi hazırlanan parti programının ayrıntıları açıklandı. Dört temel “kolon” üzerine oturtulan yeni programda demokrasi ve adalet vurgusu öne çıktı. Kurultayın ilk oturumunda gölge kabine üyeleri konuştu.
 
İlk grupta yer alan Gölge Bakanlar Gökçe Gökçen, Gökan Zeybek, Namık Tan, Murat Bakan ve Yankı Bağcıoğlu kendi alanlarına ilişkin politika başlıklarını sundu. Bu çerçevede CHP’nin yeni dönem hedefleri ve program maddeleri delegelerle paylaşıldı.
 
10.13 | ÖZGÜR ÖZEL AÇILIŞ KONUŞMASINI YAPTI
Kurultay saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Özel kurultayın açılışında bir konuşma yaptı.
 
Özel'in konuşmasında şu ifadeler yer aldı: "Bugün kurultayımızın ilk günü. Cumartesi, pazar günleri iki günlük seçimli, siyasi tonu yüksek kurultaylarımızın yanı sıra uzun süre sonra ilk kez parti programımızı üzerinde uzun emekler verdiğimiz parti programımızı tartışacağımız, görüşeceğimiz, son şeklini verip hayata geçireceğimiz, oylamasını yapacağımız ardından tüzüğümüzde son bir yıl içinde ortaya çıkan birtakım değişiklik ihtiyaçlarını gidereceğimiz, ardından da yarınki kurultay takvimimizi işletmek üzere bugünkü çalışmalarımızı tamamlayacağımız kurultayımızın ilk günündeyiz.
 
Bugün bu salonda, yarın 81 ilden Türkiye'nin dört bir yanından buraya koşup gelecek Cumhuriyet Halk Partililerin takip edecekleri bu salonda bugün delegelerimizle ve konuklarımızla, davetlilerimizle birlikte program çalışmamızı yapacağız. Bildiğiniz gibi 2 yıl önce bu salonda değişim kurultayımızda birtakım sözler, vaatler ve önümüze bir çalışma takvimi koymuştuk. O takvimin içinde hiç şüphe yok ki en önemli iki hedefimiz Tüzüğümüzü değiştirmek ve programımızı yenilemekti. Geçen sene 4-9 Eylül tarihleri arasında 4 Eylül Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partimizin de ilk kurultayı, ilk kongresi o günkü söylemle ilk kurultayı olarak kabul ettiği Sivas Kongresi'nin toplandığı gün. 9 Eylül'de hem düşmanın işgalinden Anadolu'yu kurtardığımız, düşmanı denize döktüğümüz hem de partimizin kuruluş yıl dönümüne gelen haftayı kuruluş haftası olarak tanımlamıştık...
 
10 ay öncesindeki kurultayımızda söz verdiğimiz gibi ortak akılla çalışıp bir mutabakatla sonlandırmak istediğimiz tüzüğümüzü bu salonda toplanan delegelerimizin neredeyse oy birliğiyle en tartışmalı maddesinde 32 karşı oya karşı 1200'ün üzerinde oyla ve maddelerinin çoğunu oy birliğiyle onaylamış ve yürürlüğe koymuştuk. O tüzüğümüzde artık Cumhuriyet Halk Partisi'nin bundan sonra her yıl 4-9 Eylül arasındaki haftayı kuruluş haftası olarak kutlaması da resmiyet kazanmıştı. 4-9 Eylül haftasında bu yıl için hedefimiz program çalışmamızdı.
 
Tabii ki program çalışması ne bir güne, ne bir haftaya sıkıştırılabilecek ya da partide birkaç kişinin oturup kaleme aldığı ve ardından oya sunduğu bir metin olamazdı. Elbette pek çok siyasi partide bunun şekil şartı tamamlamak için yürütülen bir süreç olduğunu biliyoruz ama bizde öyle olamazdı. Biz söz verdiğimiz gibi önce 81 ilde ilk il danışma kurullarını yapıp bu çalışmaları il bazına taşıyarak, tanıtarak tartışmaya başladık. Ardından 923 ilçemizde ilçe danışma kurulları yapıldı.
 
İlçe bazında partimize geçmişte emek verenler, katılım sağlamak isteyen tüm üyelerimiz, o ilçelerin meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri varsa sendikal örgütlenmelerinin davet edildiği, şehrin kanaat önderlerinin ziyaret edilerek fikirlerinin alındığı, ilçe danışma kurullarında tartışıldığı, raporlaştırıldığı bir süreci hep birlikte siz yaşadınız ve partimizin programını ilçe bazında tartışarak olgunlaştırdınız. Programımızdan beklentileri. Ardından ikinci il danışma kurulu toplantılarımız yapıldı. İlçelerden gelen öneriler İl Danışma Kurulu toplantılarında tartışıldı. Üzerinde mutabakata varılan maddeler olgunlaştırıldı, raporlar haline getirildi ve Genel Merkezimize yollandı.
 
Bu çalışmalarla eş zamanlı olarak Sayın Genel Sekreterimizin, yardımcılarının ve görev dağılımı gereği Gölge Bakanlarımızın kendi alanlarında ve tüm parti meclis üyelerimizin, milletvekili grubumuzdan konuya katkı koymak isteyen çok sayıda arkadaşımızın emekleriyle hem bu raporlar çalışıldı. Hem dünyadaki örneklere bakan komisyonlarımız çalışmalarına devam ettiler. Bir yandan da bu kez genel merkezler düzeyinde meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri, sendikalarla gerekli temaslar kurularak olgunlaşmakta olan metin anlatıldı, öneriler, eleştiriler, görüşler alındı. Bu süreci Mart, Nisan, Mayıs aylarında olgunlaştırmayı düşünüyorduk. Malum 19 Mart Sivil darbesi hatta 19 Mart Yargı Darbesi ile birlikte bambaşka bir sürece girdik.
 
O günden bugüne neler yaşadık, neler oluyor? Bunların hepsini yarınki konuşmam sırasında değerlendireceğim. Ama bugünü programla ilgili detayların, programla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi'nin ortaya koyduğu perspektifin Türkiye'nin önüne koyacağı yol haritasının öne geçmemesi açısından konuşmamı bugün sadece programla ilgili kısımlarıyla tutacağım. Siyasi polemiklere, siyasi değerlendirmelere ya da önümüzdeki süreçle ilgili hep birlikte kararlılığımızı ifade edeceğimiz söylemlerin tamamını yarına bırakıyorum.
 
Ve o zorlu süreçte 19 Mart'tan beri gelen zorlu süreçte Türkiye'de hem siyaseti paralize etmek, felç etmek, Cumhuriyet Halk Partisi'ni felç etmek ve bunların tamamen Cumhuriyet Halk Partisi'nin pozitif gündemini terk etmesini sağlamak.
 
Türkiye'nin sorunlarını bildiğini ama nasıl çözeceğine yönelik sözlerinin duyulmasına engel olmak maksatlı o kötü girişim bir yandan arkadaşlarımızı özgürlüklerinden mahrum bırakırken eşlerinden, çocuklarından, ailelerinden ayırırken onlara çok ağır, çok haksız bedeller ödetirken bir yandan da Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidara hazırlanmasının, iktidar yürüyüşünün ve bunun toplum tarafından kıymetlendirilmesinin önüne geçmeye çalıştığı da çok açıktı.
 
Her şeye rağmen bir yandan direndik ama bir yandan büyük bir emekle, büyük bir gayretle çalışmaya devam ettik.
 
Cumhuriyet Halk Partisi karşı kafede kayyum kapıda beklerken içeride program çalışmalarını yapabilen, zaman zaman görev yapan genel başkan yardımcılarımızın, parti meclis üyelerimizin partiye bir müdahale var mı diye perdeyi aralayıp dönüp oturup dünyadaki sosyal demokrat programları Türkiye'ye en olumlu yönleriyle nasıl taşırız çalışmasını birlikte yapabildikleri bir süreçti. Otobüsün üzerindeki konuşmanın öncesinde bir yandan ne konuşacağımızı not alırken bir yandan programla ilgili verilmesi gereken bir iki kritik kararı genel sekreterimizin telefonu ucunda yanıtladığım süreçleri dün gibi hatırlıyorum. O yüzden esas meselenin her şeyden kurtulmak için iktidar olmak. İktidar olmak için Türkiye'nin önüne, Türkiye'nin sorunlarını çözecek hem kadroları hem programı çıkarmak. Bu programdan bir hükümet programı çıkarmak. O hükümet programının somut vaatlere evrilmesinin ve kamuoyunda evet bizi bu program kurtarır. Bu parti kurtarır. Bu kadro kurtarır. 100 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkeyi bir kez daha kurtarır dedirtebilmenin esas yolunun bu çalışmalardan geçtiğini biliyorduk. O kararlılıkla da bugün buradayız, sizlerle birlikteyiz."
 
"Dilek Kaya İmamoğlu başta olmak üzere eşleri eşleri eşleri cezaevinde olan, babaları cezaevinde olan, evlatları cezaevinde olan aileler de burada. Çünkü nihai kurtuluşun ilk adımının bu salondan atılacağını biliyoruz" açıklamasında bulunan Özel'in konuşmasının devamında şu ifadelere yer verildi: "Değerli delegelerimiz, bu salonda bugün ben birazdan aranıza katıldıktan sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nin demokrasi ve adalet konusunda kurumların yıpratıldığı, kuralların esnetildiği, gevşetildiği, terk edildiği bir büyük çöküşe, bir yandan sokakta çetelerin dolaştığı, bir yandan insanların yarın evine ekmek götürüp götüremeyeceği kaygısını taşıdığı bir güvencesizlik ortamında başta mahkemelerde, hukukta, sonra ekonomide sonra sosyal hayatta ve Türkiye'nin yarınlarında nasıl güvenli yarınları kurabiliriz?
 
Dirençli bir yurttaşı, güvenli yarınları ve kalkan Türkiye'yi, güçlenen Türkiye'yi, kazanan Türkiye'yi nasıl sağlayabiliriz? Nasıl taahhüt edebiliriz? Bugün burada bunları çalışacaksınız. Bu çökmüş sisteme karşı umudu örgütlemek için yola çıktık. Bunun için demokrasiyi konuşacağız, hukuku konuşacağız.
 
Demokrasinin önündeki en büyük engel olan seçim barajını konuşacağız. Sadece belli partilere yapılan hazine yardımının nasıl siyasetin toplumsallaşmasının önünde engel olduğunu ve bunu nasıl aşacağımızı konuşacağız. Siyasetin finansmanını, siyasi siyasi ahlak yasasını, GRECO kriterlerini de aşacak Türkiye'de siyasetin hem finansmanını şeffaflaştıracak, hem yolsuzlukların önünü kesecek hem de bundan sonra her türlü tartışmayı ve ikili hukuk uygulamalarının önüne geçecek bir çalışmayı burada olgunlaştıracaksınız.
 
Eşit yurttaşlık ilkesiyle inanç kimliklerinin nasıl korunacağını, herkesin kendini eşit yurttaş hissedeceği güvenceleri, Anayasa Mahkemesinin önemini, AİHM kararlarının anayasal bağlayıcılığını ve bunun bundan sonraki süreçte nasıl güvence altında olacağını konuşacaksınız.
 
Bugün bu salondan artık hiçbir çocuğun annesinden, babasından yoksulluk mirası devralmaması için hiçbir çocuğun hayata kapatamayacağı kadar bir farkla geriden başlamaması için devletin üstüne düşenleri konuşacaksınız. Temel vatandaşlık gelirini konuşacaksınız. Birileri vergiyi tabana, siyaseti tavana yaymışken verginin tavana, siyasetin tabana nasıl yayılabileceğini konuşacaksınız. Nitelikli eğitimi hem sınıftaki eğitim hem okulun bahçesinden koridorlarına kadar nitelikli eğitimin önündeki eşitsizliğin, yoksulluğun yarattığı sorunların nasıl ortadan kaldırılacağını, o eğitimi veren ordunun bugün atanamayan öğretmenler de dahil olarak sorunlarını ve Türkiye'nin bu konudaki yarınlarını, bu konudaki taahhütlerimizi konuşacaksınız."






İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER POLİTİKA Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI